Ünlü türkücü Aydın Beyoğlu'ndan yasemin.com'a özel açıklamalar!

22 Şubat 2019, 09:24
Ünlü türkücü Aydın Beyoğlu'ndan yasemin.com'a özel açıklamalar!

Türkülerin sevilen ismi Ordulu Türk halk müziği sanatçısı Aydın Beyoğlu hakkında merak edilen soruları yasemin.com'a özel verdiği röportajda yanıtladı. İşte yeni çıkardığı albüm ile kulakların pasını silen Aydın Beyoğlu'yla ile yaptığımız röportajın detayları:

Yasemin.com / ÖZEL

Müzik piyasasına yeni çıkardığı Veda albümü ile türkü listelerini sallayan ve seslendirdiği parçaları kendine has yorumu ile sevenlerine duyuran Türk Halk Müziği sanatçısı Aydın Beyoğlu, Yasemin.com editörlerinden Ebrar Albayrak ve Busenur Çalık'a konuştu. 

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Aydın Alaybeyoğlu, 1973 yılında Ordu Korgan'da doğdu. Alaybeyoğlu soyadı aile ve sülalemizden geliyordu. Daha sonrasında biz onu Aydın Beyoğlu olarak kültür-sanat alanında kısa bir şekilde kullanabilmek için değiştirdik. Son 15 yıldır Aydın Beyoğlu olarak devam ediyor. Elazığlı ilkokul öğretmenim müziğe olan ilgimi fark edip bu konuya yönelik ilk desteği veren kişi oldu. Öğretmenim, 3.sınıfta 'Herkes bir türkü okusun' demişti. 9 yaşında bir çocuk olarak 'Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme'yi seçerek farkımı belli etmişim. Öğretmenimizin bizde gördüğü o ışık sayesinde okullarda türkü seslendirmek için konserler verdim. Özellikle 23 Nisan, 19 Mayıs törenlerinde herkes şiir okurken ben türkü söylerdim. 1987 yılında İstanbul'a geldiğimizde hayat şartları gereği bir tekstil şirketinde çalışmaya başladım ve sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı'na ait Özel Arif Sağ Müzik Merkezi'nde bağlama ve şan eğitimi alarak profesyonel müziğe geçiş yaptım. 

Aydın Beyoğlu ve Ebrar Albayrak

"TÜRKÜLERİN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜ ÇOK ÖNEMLİ"

Askerde 73 kişi içerisinden seçilerek askeri gazinoda ilk sahne deneyimimi gerçekleştirdim. 2002 yılında ise Radyo Çağ'da "Türkülerle Anadolu" adlı türkü programını hazırlayıp sundum. 2003 yılında Meltem Radyo TV'de "Türküce" adlı programın sunuculuğunu yaptım. Sonrasında yolumuz ulusal yayın yapan Moral FM ile kesişti. Orada da her Cuma günü 22:30 itibariyle yayınlanan "Türkü Harmanı" adlı Türk Halk Müziği ve Özgün Müzik içerikli programını 13 yıl sundum. Anadolu'nun tamamen yaşam kültürüne uygun olan bu program, bende çok derin etkiler bıraktı. Bazen yaylalarda kuzularını otlatan bir çobanın sesine karıştım. Hatta hiç unutmuyorum, programa Manavgat'tan katılan bir izleyicimizin 7 yaşındaki kızıyla telefon bağlantısı kurmuştuk. Babası 4 yıldır cezaevinde olan ve telefonda dahi görüştürülmeyen bu küçük kızın istediği türküyü, "Türkü Harmanı" programı sayesinde babası dinlemişti. 4 yıl sonra babası canlı yayına katıldığında 'hep benim için kızım istedi türkü, şimdi de ben onun için istiyorum' demişti. Türkülerin birleştirici gücü burada çok önemlidir.

2004 yılında Öncü Müzik etiketiyle "Deli Başım" adlı ilk albümümü müzikseverlerin beğenisine sundum.  On bir türküden oluşan albümde; "Gül Yüzlüm", "Karlı Dağlar", "Nereye İstanbul'um" ve "Yeni Yılın Kutlu Olsun" adlı dört eseri bana ait.

Aydın Beyoğlu

"TÜRKÜLER BİZE IŞIK TUTUYOR"

Türk Halk Müziği tarih boyunca bize ışık tutmuş ve tutmaya devam edecektir. Çünkü köklü bir kültür. Aşık Veysel, Neşat Ertaş, Mahzuni Şerif, Karacaoğlan... Anadolu o dönemlerde de kültür-sanat ile kendini ifade etmiş. Belki de 7 bölge ortaya böyle çıktı. Şimdi bir türkü sayesinde bazen Urfalı oluyoruz bazen de Eskişehirli... Türkülerin gücü işte bu. Belki şimdi birçoğumuz Sivas'a gitmedik. Ama Aşık Veysel sayesinde Sivas sanki sizin köyünüz, eviniz gibi. Kırşehir'e gitmedik ama bir Neşat Ertaş çıktığı zaman bir Kırşehirli oluyoruz.

"SANATÇI OLMAK KOLAY DEĞİL"

Toplum, "sanatçı bir çalıp gidiyor" diyor ama sanatçı kolay olunmuyor. Sanatçı, son nefesine kadar hep sanatçı olmak için üretmek zorundadır. Bunun güzel bir örneği Yıldıray Çınar'dır. Yıldıray Çınar, son 10 yılında hiç bir basına resim vermemiştir. Bunun nedenini duyduğumuzda ise, çok düşündürücü bir olay ortaya çıkıyor. Bu Yıldıray Çınar'ın insanlar benim önceki yüzümü bilsin ve beni o şekilde hatırlasın diye düşünerek yaptığı bir şeydi. Hem sanatını koruyor hem de toplumun ona olan bakışının değişmemesini istiyor. Ancak günümüzde sanatçının birçoğu hala daha kendini ifade etmek için magazin olaylarına girmek istiyor. Ama sanatçı, sanatçı olduğu zaman gündemde olmasına hiç gerek yok. Anadolu insanı zaten bir şekilde onu gündeme taşıyor. Aslında kendisi de değil, o kişinin yaptığı işin geçerliliği ve kabulü o insanı gündeme getiriyor. 

Aydın Beyoğlu kimdir?

Peki sizce yerli ve milli sanatçı duruşu nasıl olmalı?

Milli sanatçı öncelikle dinini, bayrağını, gelenek ve göreneklerini mutlaka yüreğinde, beyninde ve inancında taşımalıdır. Bu sadece sanat ya da siyasete değil sanayici de olsa bir menfaati düşünerek hareket ediyorsa, milli duruş zaten üzerinde durmaz. İnsanlar kendini görebilmeli, haddini bilebilmeli. İnsan kendi yerini önce kendisi belirlemelidir, daha sonra halk sizi zaten güzel bir yerde tutuyor.

Siz vatanı sevmeden ne kadar vatan uğruna şiir yazarsanız yazın, tutmuyor. Siz inancınızı yaşamadığınız, korumadığınız sürece ne kadar yalandan yere şehadet, Allah kelimelerini söylerseniz söyleyin, dilinizde durmuyor. Milli olanları bu halk mutlaka yüreğinde taşımıştır.

Albümünüzün adı neden Veda? Neye Veda'dan bahsediyor?

Veda aslında, Veda'ya hoş geldin diyen bir kişi. Hiç kimse vedasına hoş geldin demez. Ben birazcık daha içli türküler söylüyorum. Son yıllarda da tamamen kendime ait bestelerle oluşturduğum için bu albüm, daha çok duygular üzerini yazılan türkülerle dolu. Eğer etrafınızda ayrılıklar, hüzünler varsa bunlar sizin şiirlerinize de yansıyor. Ama bu bazen sevdaya çekilir, bazen ayrılıklara... Ancak ben vedalara şu şekilde bakıyorum; Ben hiç kimseye veda etmedim. Bana veda edenler gelmeseler bile benimle olduklarını hissediyorum. Belki benden gidenler şiir oldu. Bu yaşam içerisinde de çok önemli. Nakarat içerisinde de geçiyor;

Bir veda edemedik
Göz göze gelemedik
Bunca yıl yedik içtik
Bir helalleşemedik.

"BEN ORDU'YA GİTTİĞİMDE HİÇ VEDALAŞMADIM"

Her insanın 5 dakika da olsa buluştuğu anda helalleşmesi gerekiyor. Vedalaşmak, illaki bir yere gitmek ayrılmak değildir. Ben özellikle gurbete gittikten sonra köye hiçbir gidişimde, dönüş vakti geldiğinde vedalaşmamışımdır. Her gittiğimde annemin babamın elini öperim, ancak dönerken öpmedim. Çünkü bir daha gittiğimde 'hoş geldin' denildiği zaman ellerini öperim. Ben gidiyorum derken hiç kimsenin elini öpememişimdir. Bu da 15 yıldır hiç duyulmamıştır. 

2 ay önce Ordu Fatsa'da verdiğim konserde ortaya çıktı bu. Karşımda 5 bin kişi var ve annem 100 metre ilerde bir özel hastanede tedavi görüyor. Konserden önce annemi görmeye gitmedim. Çünkü onun o gün annemin durumu biraz daha kötüydü ve onu öyle görmek sağlıklı bir program yapma ihtimalimi ortadan götürecekti. Konser sırasında bir çiçek geldi ve 'bunu anneniz için istiyoruz' denildi. O zaman kalabalığın alışı ve annemin yanına gitmem... Ben ilk defa veda açıklamamı özel sayfamda annem üzerine yazdığım bir yazıyla anlattım.

Şunları yazdım;

İnsanlar yaşlandıktan sonra yaşam korkuları başlıyor. Annem 'Aydın bir daha buradan giderken elimi öp' dedi. 'Belki bir daha göremezsin...' Aslında benim için Veda'nın farklı bir anlamı var.

Aydın Beyoğlu ve Busenur Çalık

Müzik hayatınızda başarılarınızı adım adım ilerletirken örnek aldığınız biri veya birileri var mı?

İlk baktığımız zaman Aşık Veysel beni çok etkilemiştir ve benim gibi birçok sanatçıyı da etkilemiştir. Çünkü tüm olanaklarının dışında gözü görmediği halde Allah'ın ona verdiği ilham, güç, hoşgörü ile hareket etmiş ve kendini eksikliklerin içerisinde tam olarak görmüş bir insanın duruşu, yaşamı beni çok etkilemiştir. 

Baktığımız zaman, bu ülkede bu bayrak dalgalandığı sürece Aşık Veysel, Anadolu topraklarında kalacaktır. Bunun dışında Karacaoğlan, Pir Sultan... Bunlar Anadolu kültürünün bugüne taşınmasında köprü olmuş insanlardır.

"MUSA EROĞLU ÖRNEK ALINMASI GEREKEN BİR İSİM"

Son çağa bakıldığında ise, Musa Eroğlu örnek alınması gereken bir isim. Çünkü sanatçının oluştuktan ve geliştikten sonra kuşaklara örnek bir şeyler bırakması gerekiyor. Musa Eroğlu'nun 'Telli Turnam Selam Getir' türküsünü 16-17 yaşındaki bir genç sevebilir. Bir taraftan da 'Yolun Sonu Görünüyor' türküsünü dinlerken de sonbaharını yaşayan yaşlı da kendine birçok ders çıkarabilir. 7'den 70'e dediğimiz noktada Musa Eroğlu bunu sonuna kadar yaşatıyor.

Google+'ta Paylaş Pinterest'te Paylaş
Yorumlar
2 Yorum Var
  • Cengaver 9 ay önce Şikayet Et
    Ben tanımıyorum :D
    Cevapla
  • kemal 9 ay önce Şikayet Et
    bu türkücü yeni mi
    Cevapla