Emzirmenin bebekler için faydaları her zaman konuşuluyor ve gündeme geliyor, fakat anne sağlığı üzerindeki etkileri de dikkat çekiyor. Uzmanlara göre emzirme; doğum sonrası toparlanma gibi bazı hastalıkların riskinin azalmasına kadar annelere pek çok açıdan katkı sağlayabiliyor.
Anne sütünün, bebekler açısından önemi her zaman oldukça vurgulanıyor. Ayrıca bebeğin büyüme ve gelişimi açısından en önemli besin kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak emzirme yalnızca bebeğin sağlığı açısından değil, annenin fiziksel ve psikolojik iyilik hali açısından da önem taşıyor.
Uzmanlara göre emzirme, doğum sonrasında annenin vücudunun toparlanmasına yardımcı olurken, anne-bebek arasındaki duygusal bağın güçlenmesine de katkı sağlıyor.

EMZİRME STRESİ AZALTMAYA YARDIMCI OLABİLİYOR
Doğum sonrası dönem, annelerin hem fiziksel hem de duygusal açıdan önemli değişimler yaşadığı bir süreç. Bu dönemde emzirmenin hormonal mekanizmalar üzerinden annenin ruhsal durumunu da etkileyebildiği belirtiliyor.
Emzirme sırasında salgılanan hormonların anne-bebek arasındaki bağın güçlenmesinde rol oynadığı görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü de emzirmenin doğum sonrası depresyon riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu belirtiyor.
- Bu nedenle emzirme, yalnızca bebeğin beslenmesini sağlayan bir süreç olarak değil, anne ile bebeğin birbirine uyum sağlamasına yardımcı olan doğal bir dönem olarak da değerlendiriliyor.

BAZI KANSER TÜRLERİNE KARŞI KORUYUCU ETKİSİ BULUNUYOR
Emzirmenin anne sağlığı açısından en dikkat çekici katkılarından biri ise uzun vadeli etkileri.
Araştırmalar, emzirme ile meme ve yumurtalık kanseri riskinin daha düşük olması arasında ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de emzirmenin annelerde meme ve yumurtalık kanserine karşı koruyucu sağlık etkileriyle ilişkili olduğunu belirtiyor.
DOĞUM SONRASI TOPARLANMA SÜRECİNİ DESTEKLİYOR
Emzirmenin doğum sonrasında annenin vücudunda meydana gelen doğal süreçlere de katkısı bulunuyor.
Bebeğin memeyi emmesiyle birlikte oksitosin hormonunun salgılanması artıyor. Oksitosin, rahmin kasılmasına yardımcı olarak doğum sonrasında rahmin toparlanmasını destekliyor. Bu mekanizma doğum sonrası kanamanın kontrolünde de rol oynuyor.
Doğum sonrası kanama ciddi bir sağlık sorunu olabildiğinden, aşırı kanama, baş dönmesi, bayılma hissi veya belirgin halsizlik gibi belirtiler yaşayan annelerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü de doğum sonrası kanamanın önlenmesi ve erken fark edilmesinin anne sağlığı açısından kritik olduğunu vurguluyor.

KİLO VERME SÜRECİNE DE KATKI SAĞLAYABİLİR
Emzirme sırasında annenin enerji ihtiyacı artıyor. Bu nedenle emzirme, doğum sonrasında harcanan enerjinin yükselmesine ve bazı annelerde gebelik sırasında alınan kiloların verilmesine katkıda bulunabiliyor.
Ancak emzirmenin doğrudan ve herkes için hızlı kilo kaybı sağlayacağı düşünülmemeli. Doğum sonrası kilo değişimi; beslenme, fiziksel aktivite, uyku, hormonal değişiklikler ve gebelik öncesindeki vücut yapısı gibi pek çok faktöre bağlı.
Araştırmalarda emzirme süresi ile doğum sonrası kilo tutulumu arasında bazı ilişkiler saptansa da sonuçlar her anne için aynı değil. Bu nedenle emzirme, bir "zayıflama yöntemi" olarak değil, anne ve bebeğin sağlığı açısından doğal ve önemli bir süreç olarak görülmeli.
EMZİRME DOĞAL KORUNMA YÖNTEMİ Mİ?
Emzirmenin doğurganlık üzerinde geçici bir etkisi de bulunuyor. Ancak bunun gebelikten korunma yöntemi olarak kullanılabilmesi belirli koşullara bağlı.
Sadece anne sütüyle besleme, doğumdan sonraki ilk altı ay içinde ve adet kanamasının yeniden başlamadığı durumlarda gebelik riskini önemli ölçüde azaltabilen "laktasyonel amenore yöntemi" kapsamında değerlendirilebiliyor. Buna rağmen yöntem yüzde 100 koruma sağlamıyor.
Bu nedenle yeniden gebelik istemeyen annelerin kendileri için uygun doğum kontrol yöntemini bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla değerlendirmesi gerekiyor.

İLK ALTI AY SADECE ANNE SÜTÜ ÖNERİLİYOR
Dünya Sağlık Örgütü, bebeklerin yaşamlarının ilk altı ayında yalnızca anne sütüyle beslenmesini; altıncı aydan itibaren uygun ve güvenli tamamlayıcı besinlerin başlanmasıyla birlikte emzirmenin iki yaş ve sonrasına kadar sürdürülmesini öneriyor.
Dolayısıyla emzirmenin faydaları yalnızca bebeğin ilk aylarıyla sınırlı değil. Anne açısından da doğum sonrası dönemin daha sağlıklı geçirilmesine ve uzun vadede bazı sağlık risklerinin azalmasına katkı sağlayabilen önemli bir biyolojik süreç olarak öne çıkıyor.
Ancak her annenin emzirme süreci aynı şekilde ilerlemeyebilir. Süt üretimi, bebeğin emmeye uyumu, annenin sağlık durumu veya doğum şekli gibi pek çok faktör emzirme sürecini etkileyebilir. Bu nedenle annelerin emzirme konusunda kendilerini baskı altında hissetmek yerine gerektiğinde sağlık profesyonellerinden destek almaları önem taşıyor.
BİR YORUM YAPIN 0