Tüm dünyanın ilgi odağında: "Marie Antoinette Style" sergisinde Türk şapkası detayı!

Fransa tarihine damga vuran isimlerden biri Kraliçe Marie Antoinette'in masal gibi bir hayat sonrası dramlarla dolu bir sonu oldu. Londra'da Victoria and Albert Müzesi’ndeki "Marie Antoinette Style" adlı sergide, kraliçenin sanat ve stil ikonu sergilenirken 'Türk şapkası' giydiği eser dikkatleri üzerine topladı.

18. yüzyılın Fransız estetiğini anarken akıllara tek isim geliyor 'Marie Antoinette'. Fransa'nın "savurgan kraliçesi" olarak adlandırılan Antoinette, saray ve aristokrasi dünyasının giyimden iç mekana kadar estetik anlayışını belirledi. Kraliçe, mobilyadan bahçelere, tören kostümlerinden dekoratif objelere kadar uzanan bütüncül bir estetik dönüşüm yaptı. 

250 yılı aşkın süredir etkisini hiç kaybetmeyen ikonik ismin, hikayesi ve zevk anlayışı, bugün hala sinemada, modada ve popüler kültürde yaşamaya devam ediyor.

MARİE ANTOİNETTE STYLE SERGİSİYLE GEÇMİŞE YOLCULUK!

Kraliçenin hayatına ışık tutan Londra'daki 'Victoria and Albert Müzesi', şimdilerde sezonun en çok konuşulan sergilerinden birine ev sahipliği yapıyor. "Marie Antoinette Style" adlı sergi, Antoinette'in kişisel hayatını gözler önüne seriyor. Sergiyle birlikte kral eşi "Louis stili" yerine "Marie Antoinette stili" ön plana çıkıyor.

BİR OSMANLI RÜZGARI 'TÜRK ŞAPKASI'

Marie Antoinette'in o zamansız stilinin en önemli bir parçası, şüphesiz ki "Turquerie" (Türk hayranlığı) akımına olan tutkusuydu. Serginin en çarpıcı köşesinde, 1788 tarihli Adolf-Ulrik Wertmüller imzalı tabloda karşımıza çıkan o beyaz gazlı ipek şapka uzun yıllar boyu "Kreol" esintisi olarak geçiştirilmeye çalışsa da bu başlık, sergi metninde hakkı teslim edilerek bir "fes" ya da "Türk şapkası" olarak tanımlanıyor.

Kraliçe, Fransız sarayının taçlarını bir kenara itip, kafasına Osmanlı'nın asaletini bir mücevher gibi kondurmuş. İncecik beyaz ipeklerin bir sultan sarığı zarafetiyle dolandığı bu formla, Türk estetiğini Avrupa modasının zirvesine taşıyor.

Öyle ki, kraliçenin büyük bir zarafetle taşıdığı bu Türk formları, sadece saray koridorlarında değil, ona muhalif olan devrimcilerin tarzında bile silinmez izler bıraktı. Bugün Victoria and Albert Müzesi'nde hayranlık uyandıran bu görüntü, aslında Türk modasının o dönem Avrupa'nın hem saraylarını hem de estetik anlayışını nasıl bir  "Turquerie"  zarafetiyle dize getirdiğinin muazzam bir kanıtı.

BİR YORUM YAPIN 0