Modern tıbbın tanı ve tedavi süreçlerinde vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu belirten Medipol Sağlık Grubu’ndan Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erol, 8 Kasım Dünya Radyoloji Günü kapsamında görüntüleme teknolojilerinin sunduğu imkanları anlattı.
HABERE AİT VİDEO İÇİN TIKLAYIN İZLEX-ışınlarının 131 yıl önce keşfedilmesiyle başlayan radyoloji serüveni, gelişen görüntüleme teknolojileriyle modern tıbbın en önemli alanlarından biri haline geldi. Röntgen, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans gibi yöntemler sayesinde hastalıkların erken teşhisinden tedavi sürecinin takibine kadar pek çok aşamada önemli rol üstlenen radyoloji, girişimsel uygulamalarla doğrudan tedaviye de katkı sağlıyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Erol, 8 Kasım Dünya Radyoloji Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, radyolojinin modern tıbbın “gören gözü” olduğunu belirterek yapay zekânın da gelecekte tanı süreçlerine önemli katkılar sunacağını söyledi.

MODERN TIBBIN GÖREN GÖZÜ
Radyolojinin X-ışınlarının keşfiyle başlayan uzun bir gelişim sürecinden geçtiğini belirten Prof. Dr. Erol, “Röntgen ve anjiyografi cihazlarına zamanla ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemleri eklendi. Bugün bu teknikler sayesinde modern tıbbın tanı aşamasında hastalarımıza hizmet veriyoruz. Radyoloji, günümüz modern tıbbının gören gözüdür demek yanlış olmaz” dedi. Baş ağrısında beyin MR görüntülemesinden göğüs ağrısında koroner BT anjiyografiye, karın ağrısında ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografiye kadar pek çok alanda görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını aktaran Prof. Dr. Erol, meme kanserinin erken tespitinde mamografinin, tümörlerin belirlenmesi ve evrelenmesinde ise farklı görüntüleme tekniklerinin önemli rol oynadığını ifade etti.
BİR İĞNE DELİĞİNDEN TANI VE TEDAVİ
Radyolojinin artık yalnızca hastalıkların teşhisinde değil, tedavisinde de kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Erol, girişimsel radyolojinin sunduğu imkanlara dikkat çekti. Prof. Dr. Erol, “Görüntüleme yöntemleriyle artık sadece tanı koymuyoruz. Bu yöntemleri kullanarak hastalarımızın tedavisinde de müdahalelerde bulunuyoruz. Buna girişimsel radyoloji diyoruz. Girişimsel radyoloji, günümüz modern tıbbında bir iğne deliğinden girerek hem tanıda hem de tedavide kullanılabiliyor” diye konuştu.
KANAMALAR DAMAR İÇİNDEN DURDURULABİLİYOR
Girişimsel radyolojiyle tümörlerden iğne yardımıyla biyopsi alınabildiğini, uygun hastalarda karaciğer, akciğer ve böbrekteki bazı küçük tümörlerin ısı yöntemiyle yakılabildiğini belirten Prof. Dr. Erol, özellikle karaciğer tümörlerinde damar yoluyla ulaşılarak tümörün beslenmesinin engellenebildiğini ve bölgeye tedavi edici partiküller verilebildiğini söyledi. Tıkalı damarların açılması ve karın içindeki kanamaların cerrahi müdahaleye gerek kalmadan damar içinden ulaşılarak durdurulmasının da girişimsel radyolojiyle mümkün olabildiğini kaydeden Prof. Dr. Erol, bu yöntemlerin uygun hastalarda tedavi seçenekleri arasında yer aldığını ifade etti.
YAPAY ZEKA RADYOLOJİDE TANI SÜREÇLERİNİ HIZLANDIRABİLİR
Teknolojik gelişmelerin radyoloji alanında yeni imkânlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Erol, yapay zekanın da yakın gelecekte görüntüleme süreçlerinde daha fazla kullanılacağını söyledi. Prof. Dr. Erol, “Hayatımıza entegre olmaya başlayan yapay zekânın radyolojide de çok yakın bir gelecekte kullanım alanı olacak. Binlerce görüntüyü çok hızlı bir şekilde değerlendirerek radyoloğun tanısına katkıda bulunacak veriler sunabilecek. Bu da tetkik süreçlerinin hızlanmasına ve daha doğru tanıların konulmasına yardımcı olabilir” diyerek sözlerini tamamladı.
BİR YORUM YAPIN 0