Klinik Psikolog Sümeyye Üstün, kadınların güçlü ve fedakar olma beklentisiyle kendi ihtiyaçlarını zamanla fark edemez hale geldiğini belirterek, bu durumun duygusal tükenmişliğe yol açabileceği uyarısında bulundu. Kadınların çocukluktan itibaren başkalarını öncelemeye koşullandırıldığını ifade eden Klinik Psikolog, “İhtiyaçlarını dile getiremeyen kadınlar, zamanla kendilerini yok saymayı öğreniyor” dedi.
İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır ve hayatını idame ettirmek için diğer insanlara muhtaçtır. Ancak “ihtiyaç” kelimesinin muhtaçlığı, eksikliği ve başkasına olan bağlılığı çağrıştırması sebebiyle bu ihtiyaçların farkına varmak bazı kimseler için normalden daha zor olabilir. Özellikle kadınlarda güçlü olmak, işleri eksiksiz yürütmek, aile üyelerine bakım vermek gibi içsel görevler hakim olduğunda, kadının kendi ihtiyaçları ve beklentileri daha da arka planda kalabilir. Sürekli başkalarını öncelemek, kendini görmezden gelmek küçük yaşlardan beri öğrendiği bir kalıba dönüşür. Böylece kadın ihtiyaçlarını bastırmaktan ziyade, hiç yokmuş gibi görünmez kılmayı öğrenerek büyür.

İHTİYAÇLARIN YOK SAYILDIĞI İLK YER: ÇOCUKLUK
Toplumumuzda yaşayan çoğu kadına sorsak, şu cümleleri küçük yaşlarından beri duymuş olduklarını görebiliriz:
- “Sen idare edersin.”
- “Kardeşin daha küçük.”
- “Büyüklük sende kalsın.”
- “Annen çok yorgun.”, vb.
Bu tür mesajlar farkında olmadan şu mesajı verir: “Benim ihtiyaçlarım başkalarınınkinden sonra gelir.” Burada saf bir bencillik durumu anlatılmıyor. Elbette bir ailede üyeler birbirini destekler, birbirlerini korur, kollar ve ihtiyaçlarını giderir. Burada anlatılmak istenen, aileden gelecek sevgiyi, ilgiyi, değeri sürdürmek için bir tür uyumlanma halinin gösterilmesidir. Sürekli ve sistematik olarak yaşanan böyle anlar, bir açıdan, sevgiyi sürdürmek pahasına kişinin kendini geri çekmesi olarak da okunabilir. Bu yolla kişi kendini geri çekerek sahte bir uyum sağlamış ve gerçek kendiliğini yok saymıştır.

GÜÇLÜ OLMANIN / GÜÇLÜ GÖRNÜMENİN BEDELİ
Öte yandan, tek sebep bu değildir. Bazı kişiler için güçlü olmak ya da güçlü görünmek oldukça hayatidir. Özellikle erken yaşlarında haksızlığa uğrayan, zorbalığa uğrayan, sürekli başkalarıyla kıyaslanan ya da görmezden gelinen kişiler, büyüdüklerine güçlü
olmaya karşı daha fazla hassasiyet geliştirebilirler. Bu sebeple birçok kadın da güçlü olmanın:
- Yardım istememek
- Yorulduğunu göstermemek
- Duygusal yükü tek başına taşımak
- Her şeye yetişmek
olduğunu düşünür. Oysaki bunlar güçlü olmaktan ziyade kendinden uzaklaşmanın en yaygın biçimleridir. Bir kişi kendini ve ihtiyaçlarını yok saydıkça zamanla duygusal sinyallerine karşı duyarsızlaşır. Bu duygusal duyarsızlaşma ise yorgunluk, gerginlik, tahammülsüzlük, sürekli ağlama isteği ya da bedensel ağrılar olarak görünür. Dilin sustuğu yerde beden konuşmaya başlar.

KENDİ İHTİYAÇLARINI FARK ETMEK NEDEN BU KADAR ZOR?
İhtiyaçları fark etmek kolay değildir çünkü birçok baş edilmesi zor duygular ortaya çıkabilir. Örneğin;
- Güçsüzlük
- Suçluluk
- Bencil olma korkusu
- Hak etmeme
- Reddedilme, vb.
Tüm bu duygular, erken yaşantılardan kalan izlerdir. Geçmişte ihtiyaçlar her dile geldiğinde, bunun bedeli olarak hissedilen duygu kalıplarını gösterir. Bu duygu kalıpları zamanla öyle güçlenmiştir ki, artık nasırlaşmış gibi baş edilmesi zor hale gelmiştir. Bedenin içine hapsolmuş ve ince, görünmez bir sızıya dönüşüvermiştir.

İHTİYAÇLAR İNSANİDİR
Bir şeylere ihtiyaç duymak bir zayıflık değildir. İnsan olmanın doğasında vardır.
- Dinlenme ihtiyacı
- Anlaşılma ihtiyacı
- Yalnız kalma ihtiyacı
- Yakınlık ihtiyacı
- Takdir edilme ihtiyacı
- Sınır ihtiyacı, vb.
Bunları hiçbiri “fazlalık” değil, hayatı sürdüren temel kaynaklardır. Bu kaynakları kullanmak sahte uyumların ötesinde gerçek bağlar kurmayı sağlar.
Klinik Psikolog Sümeyye Üstün
BİR YORUM YAPIN 0