Osmanlı geleneği olan mahyalar günümüzde de camileri süslemeye devam ediyor. Her gece hayranlıkla izlediğimiz bu ışıklı yazılar, birbirinden anlamlı sözleriyle adeta gönüllerimizi aydınlatıyor. Peki mahya nedir ve ilk mahya ne zaman kuruldu? Asırlık geleneğin merak edilen tüm detayları...
On Bir Ayın Sultanı Ramazan ayının gelişiyle birlikte camiler asırlardır süregelen 'mahya' geleneğiyle yeniden ışıldamaya başladı. "Bu aya mahsus (aylık)" anlamına gelen Osmanlıca 'mahiyye'den türeyen mahya kelimesi yüzyıllardır Ramazan'la özdeşleşen bir geleneği simgeliyor.

MESCİD-İ HARAM'DA BAŞLAYAN IŞIK
Mahya geleneğinin temelleri, 800'lü yıllarda Mescid-i Haram'ın yüzlerce kandille aydınlatılmasına kadar uzanıyor. Osmanlı döneminde ise selatin camilerinin minareleri arasına yağ kandillerinin asılmasıyla başlayan bu zanaat, o dönemlerde babadan oğula geçen büyük bir ustalık eseriydi. Günler öncesinden zeytinyağı ile doldurulan kandillerin yerini, günümüzde elektrikli ampul sistemleri alıyor.

SÜLEYMANİYE'DE HAREKETLİ MAHYA DÖNEMİ
Tarihte bu sanatı bir adım öteye taşıyan isim ise Abdüllatif Efendi oldu. Süleymaniye Camii'nde üç sıra mahyayı hareket ettirerek kayık ve kale figürleri oluşturan sanatçı, o dönem Ramazan aylarında cami avlularını görsel şölene dönüştürüyordu.

NE YAZILIR?
Sadece bir görsel süsleme değil, derin bir maneviyatın temsilcisi olan mahyalar, Ramazan'ın manevi takvimine göre de şekilleniyor. Ayın başında "Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan" ve "On Bir Ayın Sultanı" gibi coşkulu mesajlar barındıran minareler, veda günlerine doğru yerini "La İlahe İllallah" ve hüzünlü bir "Elveda" yazısına bırakıyor. Asırlık bu gelenek, Ramazan'ın maneviyatını gökyüzünde yaşatmaya devam ediyor..

"Işıkta başlayıp ışıkta biten, on iki saatlik, kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı. Müslümanın mes’ut olduğu günler, işte bu günlerdi; şerefli günlerin vak'alarını bu saatlerle ölçtüler."
-Ahmet Haşim

BİR YORUM YAPIN 0