Hürriyet yazarı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu bugünkü köşe yazısında koronavirüsün mevsimsel gribe dönüşmediği ve aşı olunması gerektiğinin çok önemli olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüsle birlikte herkesin aşınlanması gerektiğini dile getirmişti. Osman Müftüoğlu'ndan yine çarpıcı bir açıklama geldi. Müftüoğlu: "Pazartesi öğle saatlerine kadar kişisel telefonum da kliniğimiz santrali de yoğun telefon aramalarıyla adeta kilitlendi" dedi. 

osman müftüoğlu

Arayanların hemen hepsi aynı cümleleri tekrarlıyordu: “Osman Hoca sen hâlâ ve iflah olmaz bir ısrarla ‘Lütfen aşı olun’ diye tutturuyorsun ama bak bu belalı salgın tehlikeli olmaktan çıkmış, çoktan sıradan bir kış gribine dönüşmüş bile. Gelin şu aşı ısrarınızdan siz de vazgeçin. Vazgeçin çünkü eğer COVID-19 sıradan bir influenza enfeksiyonuna dönüştüyse aşılanmaya ne gerek var. Hastalığı bir iki günde atlatırız geçer gider.”

Peki, durum gerçekten böyle mi? Ahmet Hakan’ın yazdığı daha doğrusu onu bilgilendiren hastane sahibi arkadaşının söylediği ve çoğu kişinin düşündüğü gibi “KORONA ARTIK MEVSİMSEL GRİBE DÖNMÜŞ DURUMDA” mı? İtiraf edeyim, yanıtım maalesef en azından önümüzdeki 6 ay için “Evet” değil “Hayır” olacak. Nedeni şu...

SON DURUM NE?
ELİMİZDE 3 SENARYO VAR

Salgının ne yöne evrileceğini henüz hiçbirimiz net ve açık olarak bilmiyoruz. Hepimiz elimizdeki 3 senaryoya odaklanmış durumdayız. O senaryolar da şunlar...

SENARYO 1: Bu belalı ve arsız virüs geçirdiği yeni mutasyonlarla etkinliğini neredeyse tamamen kaybedip defolup gidecek, biz de ondan SARS salgınında olduğu gibi temelli kurtulacağız.

SENARYO 2: Yeni koronavirüs geliştirdiği daha belalı ve tehlikeli varyantlarla canımızı daha çok yakmaya, problem olmaya, ortalığı karıştırmaya devam edecek. Bu en kötü senaryodur ve umalım ki gerçekleşmesin. Bu senaryoyu önlemenin en etkili yolunun yoğun aşılama kampanyaları olduğundan da hiç kimse şüphe etmesin.

SENARYO 3: Hastane sahibi beyefendinin Ahmet Hakan’a açıkladığı senaryo budur. Bu senaryoya göre, zaman içinde yeni koronavirüs etkinliğini giderek kaybedecek, COVID-19 salgını resmen ve tıbben mevsimsel bir gribe dönüşüp adeta evcilleşecektir.

NE YAPMALIYIZ?
BİLELİM Kİ DURUM HÂLÂ CİDDİ

Bilelim ki şimdilik bu senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğini net ve açık olarak bilmiyoruz. Diğer taraftan, öncekilerden daha hızlı bulaşan, daha çabuk yayılan yeni bir varyantla, Delta varyantıyla boğuşuyoruz. Çok şükür ki bu yeni varyant salgının başındaki orijinal virüs kadar ağır hastalık tablolarına yol açmıyor. Bizi hastanelere, yoğun bakımlara mecbur etmiyor. Eşimizi, dostumuzu, sevdiklerimizi bizden kolay kolay koparamıyor. Ama yine bilelim ki bu gelişme, virüsün gücünün azalmasından ziyade aşılar sayesinde ulaştığımız harika ama eksik bir noktadır. Eksiği tamamlamanın yolu da daha fazla insanımızı ikna edip aşılamaktır.

BİR BİLGİ
BEN DE BIONTECH’E KAVUŞTUM

Pek çok sağlıkçı gibi ben de başlangıçta o zamanlar elde bulunan aşıdan, yani Sinovac’tan faydalanarak COVID-19’a karşı bağışıklık kazandım. Geçtiğimiz pazartesi günü de İstinye Devlet Hastanesi’ne gidip 3. doz aşımı TERCİHİMİ BIONTECH’TEN YANA KULLANARAK yaptırdım. BioNTech’i tercih etmemin sebeplerine gelince...

1- BioNTech ile ilgili saçma sapan şehir efsanelerine inanmadığımı kişisel olarak da göstermek istedim.

2- Şu anda yaygın ve hâkim varyant olan Delta varyantına karşı mRNA aşılarının daha güvenli ve etkili olacağını düşündüm. Bilimsel veriler de bu bilgiyi doğruluyor.

3- BioNTech aşısı olanların sık sık ortaya attıkları “YAN ETKİLER” meselesini de bizzat kendi üzerimde sınamak istedim. Emin olun bırakın ateşlenmeyi, kas eklem ağrılarından kıvranmayı, yorgun düşüp yorgan döşek yatmayı, aşı yerinde ağrı bile hissetmedim.

PEKİ NETİCE NE?
AŞI SONRASI SON DURUM

NETİCE ŞUDUR: Pazartesi akşam üzeri 18.05’te İstinye Devlet Hastanesi bahçesinde tıkır tıkır işleyen mükemmel bir organizasyon eşliğinde BioNTech aşısı sol omuzuma kas içine hemşire kardeşim tarafından itina ile yapıldı. Ne aspirin ne de başka bir kan sulandırıcı ya da ağrı kesici alma ihtiyacı duymadım. Kaslarım ağrımadı, ateşim çıkmadı, yorgunluğum olmadı. O gece muhtemelen psikolojik nedenlerle -rahatlamanın etkisiyle- mükemmel bir uyku çektim. Ertesi sabah beni merakla arayıp durumumu soran eşim Mihriban Hanım’a da “BU AŞI BANA İYİ GELDİ” bile dedim(!) BioNTech aşısını geliştiren mükemmel insanlar Uğur Şahin ve Özlem Türeci Hocalara, aşıyı ülkemize de ithal edip bizi korumaya alan devletime, aşı hizmetini aksatmadan veren kahraman sağlık personelimize de hayır duaları göndermeyi de ihmal etmedim.

İLİŞKİLİ HABER

Burak Özçivit ve Fahriye Evcen: Çok korktuk!

İLİŞKİLİ HABER

Demet Şener'den İbrahim Kutluay'a zeytin dalı!

BİR YORUM YAPIN 1

Zekeriya 2 ay önce

Yasarsak 5 - 10 sene sonra görüsecegiz Biontech tercihini ki eger vurdurduysan.